مشهور ترين الهه
Aldacı
Altay Han
Ay Dede
Erlik
Ülgen
Kambar Ata
Kara Han
Kerey Kan
May-Ata
Tengere Kayra Kan
Ürüng
Ay Tolon
AK ANA
KIZAGAN TANRI
MERGEN TANRI
KÜBEY HATUN
KARAKUŞ KARTAL
kartal ana
huma
Griffon
simurg
UMAY ANA
BAY-ÜLGEN
به معرفي برخي از اين الهه(تانري چه)ها مي پردازيم:
MERGEN TANRI
Her ؛eyi bilen, akıllı Mergen Tengere Gِğün 7.katında oturur. Mergen kelime anlamı olarak okçu ni؛ancı anlamına gelir.
Bu anlamda Mergen, Yunan mitolojisindeki Hermes’i (Merkür) anımsatır. Hermes, akıl tanrısıdır ve bütün bilgilere sahip tanrı olarak kabul edilir. O karanlığın güçlerini yenen tanrıdır, çünkü “o her ؛eyi bilir ve her ؛eyi yapabilir”.
Jung’a gِre avcı imgesi bir tanrı imgesidir ve gِksel kar؛ılığı Merkür’dür. Hermes (Merkür) aynı zamanda gizli bilginin tanrısıdır.
Emel Esin’in Merkür’le bağlantılı gِrdüğü bir Uygur Alp’inin ba؛ında Hermesin ki gibi okçuluk da ustalık i؛areti olan çift kanat vardır.
Eski Türkler Merkür’e dilek yıldızı adını vermi؛lerdi. Ona kar؛ı dilekler dileyerek, bu dileklerin yerine gelmesini beklerlerdi..
----------------
Ülgen
Ülgen, Türk mitolojisinde (Tengricilik döneminde) Türklerin iyilik tanrısıdır. Tek Tanrı inancında Göktanrı'nin oğlu ve Gök Aleminin Hükümdari olarak görülmüstür. Bai Ulgan, Ulgan gibi adlarla Sibirya kavimlerince de yaratıcı tanrı olarak anılır.
Göğün onyedinci katında oturan Tengere Kayra Kan'dan 'dönüşüm' yoluyla yaratılan göksel üç tanrı sıralamasında ilk sırada yer alan ve göğün onaltıncı katında oturduğuna inanılan, hava durumunu, verimliliği ve doğurganlığı yönettiği kabul edilen, sonraları işlevlenerek Göktanrı'nın yerini alan tanrı
-----------------
KARA-HAN (KAYRA-HAN)
Altay Türklerine göre gökyüzündeki tanrıların en büyüğü Kara Han’dır. Kara Han 17. katta oturur. Bütün Tanrıların babasıdır ve oradan evrenin kaderini tayin eder. Eliade’ya göre Kara Han dünyanın yaradılışı ve sonu gibi konularda daima ön plandadır .Kara-Han yeryüzünü yarattıktan sonra dokuz dallı bir çam diker ve 16.kata oğlu Ülgen’i oturtur. Kara-Han, dokuz kişinin bu dallardan türemesini, dokuz ulusunda buradan meydana gelmesini ister.Kara-Han, insanoğlunun “ata” ve “ana”sıdır. Şamanlara göre Kara Han’ın Ülgen, Kızagan, Mergen adında üç oğlu vardır
---------------
AK ANA
Sonsuz sulardan çıkıp, Ülgen’e yaratma emrini veren ve tekrar sulara dönen tanrıça ak anadır. Altay Türklerinin inancına göre, ışıktan bir kadın hayali şeklindedir. Ülgen ilk yaratılış ilhamını Ak anadan alır ve dünyaya destek olması için üç tane de balık yaratır.
Türk mitolojik görüşlerine göre Ak ana boynuzlu olarak betimlenir. Eski çağlarda Ana tanrıça heykelcikleri de boynuzlu olarak simgelenmiştir
----------------
KIZAGAN TANRI
Ülgen’in oğludur.Göğün 9.katında oturur. Çok kuvvetli tanrı anlamına da gelir.Roux’a göre 9.Kat Mars’ın konumlandırıldığı gök katıdır. Kızagan Tanrı, Banzarov’a göre, savaş tanrısıdır. Onlarca tehlikeli geçitlerde orduyu yönetmek ve düşmanı yenmekte, bu koruyucu ruhun yardımı olur.Altay Kamı göğe çıkarken Kızagan Tanrı’yı “kırmızı yularlı, kızıl erkek deve sırtında, gökkuşağı asalı baba!” diye çağırır.Buna bakarak, onun kırmızı renk ile simgelendiği sanılmaktadır.
--------------------
KÜBEY HATUN
Ulu tanrıçayla yada su simgeciliğiyle (hayat suyu) ilişkili olan ve ölümsüzlük kaynağıyla (hayat ağacı) özdeşleştirilen, tükenmez bereketin, mutlak gerçekliğin ve yaşamın simgesi olan ağaç, Türk mitlerinde de aynı özellik ve işlevlere sahiptir.
Kozmosta, bir ağaç biçiminde tecelli eden tanrıça, aynı zamanda yeniden doğuşun ve ölümsüz hayatın kaynağıdır. Ulu tanrıça, yaradılışın tükenmez kaynağının bir kişileştirmesidir.
Altay Türklerine göre, ağaç, ulu ananın yaşadığı ve kahramanlara memesinden süt verdiği yerdir.Yakut Türklerine göre Doğum tanrıçası Kübey-hatundu ve ağacın içindeydi.Kökünden hayat suyu akıyordu.
Er Sogotoh destanında mitolojik bir ağaç tasviri şöyledir. “Yarı beline kadar çıplak, alt tarafı ağaç kökleri gibi,Orta yaşlı ciddi bakışlı bir kadın kabaran göğüslerinden süt verir.”
Altay Türklerine göre; sekiz köşeli dünyanın sarı göbeğinden çıkan ağaç, tanrıdan süslüymüş, ağaçtan sarı bir su çıkarmış, bu sudan içen hayat bulurmuş.
Tüm diğer evrensel kültürlerde olduğu gibi, Türkler de ağaca kutsallık ve tanrısallık atfetmişlerdir.Ağaç tanrının ikametgahıdır. Şamanlar, göksel yolculuklarında, göğün kendisini temsil eden yedi yada dokuz dallı kutsal kayın ağaçlarını seçerler. Özellikle beyaz ulu kayın ağaçları ilahi ve kutsal kabul edilir.
----------------
KARAKUŞ KARTAL
Yakut Türklerinin inanışlarına göre Şamanlar yeryüzüne kartal ana tarafından getirilmişlerdir. Er-Töştük destanında da kartal dişi olarak görünür.Kartal Yakutlara göre Güneşin sembolüdür.Yakutlar analarının bir kartaldan geldiğine inanırlar.Bundan dolayı Kartal “güneş kuşu” olarak da nitelendirilir. Kendi küllerinden doğan phoenix daha genç olarak dünyaya gelir. Bu nedenle yeniden doğuşu, ebedi hayatı, ölümsüzlüğü ve güneşin doğuşunu simgeler. Çin mitolojisinde de ateşi, sıcaklığı, hasat mevsimini ve güneşi sembolize eder.
Yakutlar çift başlı kartala “öksökö kuşu” derler.Türkçe “bürküt” kartal demektir.Bakır tırnaklıdır, sağ kanadı ile güneşi, sol kanadı ile ayı kaplar.Ona gök kuşu da denir.Büyük kartallar için Bürküt kelimesi kullanılır.Çift başlı kartallar, gök direklerinin veya kayın ağacının tepesinde tasvir edilir ve tanrı Ülgenin sembolüdür.Çift başlı öksökö kuşu gökten yıldırım indirir.
Başkurt efsanesinde “Semrük” adındaki kuş iki başlı kartaldır.Bu başlardan biri insan başı olarak da düşünülür.
Türk mitolojisinde, ay ve güneşi pençeleriyle tutan doğanlar görülür.Tuğ’lar bir boz doğan ile birlikte gökten düşmüştür. Tanrıya açılan göğün kapısını çift başlı bir kartal bekler ve tanrının sembolüdür.Bu kartallar gökten yıldırım indirir.
Türk mitolojisinde çift başlı kartallar ve gün ve ay simgeleri ying ve yang sembolüdür.Çinlilerin ying-yang sembolü olarak tasvir ettikleri kozmos ve kozmosun dönüşünü, Türkler karşılıklı iki hayvan yada kartal koymak suretiyle ifade etmişlerdir.Bu sembolik hayvanların döndükleri merkez, yer ve göğün ortasıdır. Türklerin Yaruk-Kararıg ilkesini, göğü anlatan yuvarlak plakalara sarılmış siyah ve beyaz kartallar temsil eder.
Türklerin milli ongunlarından olan kartal, Türk sanat ve kültür tarihinde astrolojik bir sembol olmuştur.Kartal sembolü, bir kağanlık sembolüdür.Kültiginin başlığında ve Selçuklu döneminde imparatorluk unvanı olarak kartal sembollerinin göğüsleri üzerine yazılırdı.Kulaklı ejderhalar ve kulaklı kartallar Selçuklu Türk sanatına özgüdür.
------------------
Griffon
Griffon; Fransızca sözcük. Geç Latince gryphus, yunanca gryps ya da gryops sözcüllerinden geldiği sanılıyor.
Yakındoğu ve Akdeniz mitolojinde yer alan, zamanla Türk mitolojisine de geçen aslan gövdeli, kanatlı ve kartal başlı; göğü, tan ağarışını, gücü ve bilimi simgeleyen düşsel varlık. Bir kaç çeşit betimlemesi daha olan mitolojik yaratık.
En çok bilineni; kuş ve aslan birleşimi şeklindeki biçimidir. Bazı efsanelerde kuşun türü söylenmezken, diğerlerinde kartal sözcüğü geçer, ender olarak da kanatları olmayan, salt kartal kafası ve aslan bedeninden oluşmuş bir yaratık olarak anlatılır. Yine anlatılara göre, son derece cesur ve gururlu hayvanlardır. Bunlar pençelerinde insan, at, hatta fil taşıyabilecek kadar büyüktürler. Aynı şekilde, pençe tırnaklarının kupa olarak kullanılabileceği söylenir.Hatta köprücük kemiklerinden de yay yapılabildiği ifade edilir.İsveçli tarihçi Olaus Magnus’a göre bu yaratıklar, Kuzey dağlarında yaşamış bir kuş cinsidir.Rivayetlere göreyse erkek bir griffon ile dişi bir at çiftleştiği zaman ortaya çıkan yaratıklara hipogrif denir.İngilizce gryphon diye de yazılır.
Çin efsanelerinde de gecen bir griffon türü ise geyik gibi boynuzları olan, pullarla örtülü başa ve bedene sahip ve aynı zamanda kartal pençeli ve kanatlı bir ejder olarak tasvir edilir.Bu kutsal hayvanın görülmesi, zafer ve barışın müjdecisi olarak yorumlanır.
----------------
Simurg
Simurg (Farsça: سیمرغ) veya bir diðer ismiyle Zümrüdü Anka efsanevi bir kuþtur. Pers mitolojisi kaynaklý olsa da zamanla diðer Doðu mitoloji ve efsanelerinde de yer edinmiþtir.Sênmurw (Pehlevi) ve Sîna-Mrû (Pâzand) diðer isimlerindendir.Ayrýca zaman zaman sadece Anka kuþu olarak da anýldýðý olmuþtur.Türk mitolojisinde karþýlýðý Toðrul'dur
Ýsim Avesta'daki mərəγô saênô "Saêna kuþu"ndan türemiþtir.Orijinalde bir yýrtýcý kuþ, kartal veya þahin, olduðu etimolojik olarak ayný olan Sanskritçe śyenaḥ`dan çýkarýlabilir.
Halk etimolojisinde iliþkilendirilen ilk öðe Farsça sī "otuz"dur.Fakat tarihi anlamda ilgili deðillerdir.
---------------
Erlik
Erlik Han eski Türklerin inancı Tengricilikte yeraltı aleminin efendisidir. (Yeraltı alemi=Yerlik/Erlik). Tengri'nin oğlu olmasına rağmen kötülüğü simgeleyen bir tanrıdır.
Altayların bir yaradılış efsanesine göre Erlik Han, dünyanın yaradılışında Tengri'ye karşı fenalık yapmış ve Tengri onu ceza olarak yeraltı âleminin efendisi yapmıştır.

آذربایجانلی سویداشلاریم اوچون